focazeytindali.org_logo

Güvenli ve adil gıda hareketi


SLOW FOOD HAKKIMIZDA

Eylül 25, 2017   Yazar: Cemile Bulut

Slow Food Hakkımızda

Slow Food, tüm insanların gezegenimiz ve gıda üreticileri için iyi olan gıdaya ulaşabileceği ve tadını çıkarabileceği bir dünyayı amaçlayan küresel bir örgütlenmedir. Üye destekli ve kar gütmeyen bir kuruluş olan Slow Food, 1989 yılında fast food ve hızlı yaşamın yükselişine, yerel ve geleneksel gıdanın yok oluşuna bir tepki olarak, insanları yedikleri, gıdalarının nereden geldiği, tadı ve gıda seçimlerinin dünyanın geri kalanını nasıl etkilediği hakkında bilinçlendirmek amacıyla kurulmuştur.

Slow Food kaliteli gıdaya erişebilmenin ve zevk almanın her insanın temel hakkı olduğuna ve zevki mümkün kılan biyoçeşitlilik mirasının, kültürün ve bilginin sürekli korunması gerektiğine inanır.

Slow Food dünya genelinde 100.000 üye, 1500 konvivium (yerel örgütlenmelerimiz), ve küçük ölçekli sürdürülebilir gıda üretimi yapan 2000 Terra Madre gıda topluluğundan oluşan bir ağa sahiptir. Projeleri ve aktiviteleri ile Slow Food 150 ülkede milyonlarca insana ulaşmaktadır.

Misyonumuz

Slow Food iyi, temiz ve adil gıdayı savunur. İyi, sağlıklı ve lezzetli gıdayı; temiz, çevreye ve hayvanlara en az zarar verecek şekilde üretilmiş, adil ise, gıdayı üreten, işleyen ve dağıtanın emeğine saygı duymak anlamını taşımaktadır.

Slow Food biyolojik çeşitliliği savunur ve sürdürülebilir çevre dostu gıda üretim/tüketim sistemlerini teşvik eder, sorumlu tüketimi yaymak için duyu eğitiminin önemine inanır ve üreticiler ile türeticileri (bilinçli tüketici) kaliteli gıda aracılığıyla birbirine bağlamak için girişimlerde bulunur.

Biyolojik çeşitliliği korumak

Slow Food geleneksel, sürdürülebilir ve kaliteli gıdayı, savunurken, tarımı ve üretimi tehdit eden işlenmiş gıda ve endüstriyel tarıma ve küresel pazarın kurallarına karşı biyolojik çeşitliliği savunur. Nuh’un Ambarı (Ark of Taste) ve Presidia projeleriyle (Slow Food Biyolojik çeşitlilik Vakfı tarafından desteklenen) ve Terra Madre ağı sayesinde, Slow Food bizim için çok değerli olan gıda mirasını korumayı amaçlar.. Özellikle Afrika’daki Bin Bahçe (Thousand Gardens) ,Earth Markets (Yeryüzü PPazarları)projesi gibi girişimler, biyolojik çeşitliliğin aynı zamanda yaşam kalitesinin artırılması, toplumların ve kültürlerin hayatta kalması anlamına geldiği güney yarımküredeki ülkeler için önem taşımaktadır.

Terra Madre ağı

Slow Food tarafından 2004 yılında başlatılan ve gıda topluluklarını bir araya getiren Terra Madre ağı, gıda üretimine olan yaklaşımları dünyayı ve çevreyi koruyan küçük ölçekli çiftçilere, hayvan yetiştiricilerine, balıkçılara ve gıda esnafına görünürlük kazandırmayı hedefler. Ağ sayesinde üreticiler, akademisyenler, aşçılar, tüketiciler ve gençlik grupları bir araya gelerek sürdürülebilir bir gıda sistemi için güçlerini birleştirme şansını yakalamaktadırlar. Terra Madre ağı dünya çapında 150 ülkede gıda sistemini temelden değiştirmeyi amaçlayan, kişileri, yerel ya da küresel dernek ve STK’ları bir araya getirmektedir. Terra Madre ağı yerel, bölgesel ya da ulusal toplantıların yanı sıra her iki yılda bir Torino’da düzenlenen küresel bir toplantıyla bir araya gelmektedir.2 Senede bir yapılan Terra Madre toplantıları ;şeflerin ,artizan üreticilerin,çiftçilerin,sivil toplum örgütlerinin,gıda topluluklarının oluşturduğu bu toplantılar aslında görüşlerin alışverişinin yapıldığı yerler olmaktadır.Bu sene Eylül ayında Torino nun değişik yerlerinde yapılması planlanmaktadır.

Tat eğitimi

Yetişkin ve çocuklar duyularını harekete geçirerek, gıdanın nereden geldiğini, nasıl ve kim tarafından üretildiğini bilerek, gıdanın kültürel ve sosyal önemini kavrayabilirler.

Slow Food’un eğitim projeleri gıdaya kültür ve şenlik öğelerini içeren bütünsel bir açıdan yaklaşmaları sebebiyle benzerlerinden ayrılmaktadır. Konvivium faaliyetleri üye olan ya da olmayan kişilere yerel gıdayı ve yerel üreticileri tanırken, tat atölyeleri ise gıda uzmanlarıyla gerçekleştirilen tadımlardır.

Slow Food aktif olduğu pek çok ülkede tüketicilerin gıda israfı konusundaki bilincini yükseltmek için çalışmaktadır. Mevcut küresel gıda üretimi 12 milyar insanın beslenmesine yetebilecek olsa da, üretilen tüm bu gıdanın % 40’ı daha masaya gelmeden ziyan olmaktadır., masa. Slow Food’un yürüttüğü okul bahçeleri gibi girişimler sayesinde gençler kendi gıdalarını yetiştirme konusunda el becerisi kazanmaktadır.

2004 yılında Slow Food tarafından kurulan Gastronomi Bilimleri Üniversitesi (UNISG) fen ve yemek kültürünü harmanlayan multidisipliner akademik programlar sunmaktadır. UNISG Slow Food’un akademi ve bilim dünyasının yenilik ve araştırmalarını, çiftçiler ve gıda üreticilerinin geleneksel bilgisiyle bir araya getirmesinin bir örneğidir.

Slow Food Carlo Petrini önderliğinde 1986 yılında harekete geçen bir avuç İtalyan’ın başlattığı, 1989 itibarı ile Avrupa’da yapılanmaya başlayan ve bugün de 120’yi aşkın ülkede 100 binin üzerinde üyesiyle uluslararası nitelik kazanmış bir hareket. En kaba ifadesiyle “fast food”un temsil ettiği değerleri, gene gıda üzerinden sorgulayan ve siyasetini gıdanın geleceği üzerinden ifade eden bir hareket. Slow Food’u pek çok çevreci hareketten ya da benzer söylemleri olan diğer hareketlerden ayıran en önemli özelliği merkeziyetçi olmayışı. Ne İtalya’daki merkez ofise bağlı, bugün dünya üzerinde kurulu Slow Food birlikleri, ne de ülkelerindeki -varsa, elbette- ulusal Slow Food derneğine! Her biri yerel boyutta kurulu Slow Food birlikleri tüm meselelere “iyi, temiz ve adil” perspektifinden bakmak kaydı ile, üyeleri ve var oldukları coğrafya bağlamında değerlendiriyorlar.

Slow Food terminolojiyi çevre ya da ekonomiden ziyade en basit haliyle gıda üzerinden konuşurken, kanaatimce, en demokratik lisanı kurabilecek olan hareket. Herkes günün sonunda çocuğunun gıdasının, sağlığının peşinde. Bu sebeple gruplarımız, ekiplerimiz kendi yerel düzenlerinde iş üretip üyelerini bu gayrete dahil ettikçe, Türkiye’nin Slow Food’a ilgisi de artacak.Küçük çiftçinin geleceğimiz için en önemli faktör olduğu bilincindeyiz.

Slow Food, endüstriyel gıdalarla tek tip beslenme modeli olarak dünyayı kasıp kavuran “Fast Food”a karşı başlatılan toplumsal bir hareket.


Tarımsal üretimin sadece ekonomik bir faaliyet olmadığını
o üretimin gerisindeki kültürü, birikimi önemsiyor. Bu nedenle tek tip beslenme, tek tip gıda yerine yerelliği, biyoçeşitliliği savunuyor. Yerel tohumun önemine dikkat çekiyor. Yerel ve geleneksel gıdaları korumak ve üretimini desteklemek, yerel tatların kaybolmaması için çaba gösteriyor. Genetiği değiştirilmiş ürünlere karşı çıkıyor.

Türkiye, özellikle Fikir Sahibi Damaklar bu konuda çok etkin çalışmalar yapıyor. “İstanbul Lüfere Hasret Kalmasın” kampanyası, her yıl kutlanan “Lüfer Bayramı” önümüzdeki Ekim ayında yapılacak Slow Fish İstanbul etkinliği bunlardan bazıları.


Akdeniz Havzası’nın en önemli ürünü olan zeytin ve zeytinyağı konusunda ise çalışmalar Fikir Sahibi Damaklar’ın Lideri Defne Koryürek’in önerisi ile yakın zamanda başladı. Slow Food, Defne Koryürek’in önerisi ile zeytin ve zeytinyağı konusundaki çalışmaları yürütmek üzere
Slow Olive’in oluşturulmasını kararlaştırdı.


, iyi temiz ve adil gıdaya insanların eşit erişimini hedefleyen Slow Food’un zeytin konusuna özel önem verdiğini ve bu konuda oluşturulan Slow Olive’in ilk toplantısının gelecek yıl Nisan ayında zeytinin anayurdu Mardin’de yapılacağını ifade etti.

Slow Food’un Türkiye’de pek çok noktada var. . İzmir, Foça Yeryüzü Pazarı ile , ,… İstanbul’da ise , Fikir Sahibi Damaklar’ın yanı sıra Balkon Bahçeleri ve Şile Palamut Birliği ile Şile Yeryüzü pazarı adlı ekipler var . Gökçeada Yeryüzü Pazarı bulunmaktadır.Bunların haricinde Kars’dan, Samsun’a, Gaziantep’ten Çanakkale’ye yayılıyoruz. Haliyle her bir noktada farklı öncelikler var. Her bir grubun üyelerinin öncelikleri de başka.

BİZ FOÇADA ÜRÜNLERİMİZİN DEĞERİNİ ÖNE ALDIK.VE YERYÜZÜ PROJESİNİ SEÇTİK.

Mevsiminde yenilen yiyecek lezzetlidir kıymetlidir.

Mevsiminde ye, yerel ye, üreticini tanı

Slow Food un projesi olan Yeryüzü Pazarı dünyada 46 tanedir.Foça yeryüzü pazarı 28.Pazar olarak onaylanmıştı.Şu anda Türkiyede de 3 tane yeryüzü pazarı bulunmaktadır.

2014 senesinde Torinoda 1.cilik onur ödülü Foça Yeryüzü Pazarının oldu.

Yeryüzü pazarının en önemli özelliği ;

Pazarda atalık tohumlarımızı diğer tohum derneklerinin destekleri ile elde ettik.Pazarda tezgahlarda yerlerini aldı.Daha çok küçük üreticinin sürdürülebilir tarım uygulaması için yüreklendirme çalışmaları yapmaktayız.

GDO ya karşıyız,patentleşmeye karşıyız.Niye dediğiniz zaman onlar bizi yönetmesin diyoruz.

Foça Earth Market Foça Belediyesi ve SF işbirliği ile kurulan bir pazardır.

Yeryüzü pazarı sadece bir Pazar değildir.Sosyal sorumluluk taşır.

-Mevsiminde olan taze ve lezzetli ürünler tezgahlarda yerini alır.

-Üreticilerin gelişmesi, daha iyi ürün elde edebilmesi için toplantılar yapar.

-Foçaya 40 km mesafeden gelen küçük üreticilerden meydana gelir.

-Yerelde ürettiği ürünü ,yerelde satış yapan küçük üreticiler desteklenmiş ve kontrol edilmiş olur.

-Aile tarımını ön plana çıkarır genç bireylerin nüfus göçünü engellemeye çalışır.

-Pazarlarda unutulmaya yüz tutmuş tatlarda gün yüzüne çıkar.Pazar da tarhana çeşitlerini ve hazırlanması konusunda değişik görüşlere yer verilir.

-Özellikle kadın çiftçilerimizi desteklemek istiyoruz. Kadın tohumu ve yemek kültürünü koruduğu için geleceğimizi koruyorlar.Onlar çok kıymetli.

-Yeryüzü Pazarları uluslar arası pazar ağıdır.

.

YERYÜZÜ PAZARINDA NELER YAPTIK;

2011 yılında SF Zeytindalı Birliğinin kendini ve sf yi anlatmak için ve bölgenin en önemli özelliği olan otlarını ön plana çıkarmak için 3 kadın üretici ile başladık.

-Farklı ülkelerden gelen misafirlerimiz ile aynı sofraları paylaşarak kendimizi anlattık.

-ilk tarhanamızı çocuklar ile yaparak ,onların neyi yediklerini ve yaşadıklarının farkında olmalarını sağladık,

İlk Toprak Ana etkinliğinde gençleri aktif olarak etkinliğimize dahil ettik

Yerel tohumlarımıza sahip çıkan örgütlenmeler,çiftçiler ile işbirliği yaparak elde ettiğimiz tohumları fide haline getirip çevre halka ve çiftçiye dağıttık.

Kaybolan lezzetleri Pazar sohbetleri ile ortaya çıkaran kadınlarımızın mutfağında bunları yeniden pişirmesini hatta kendilerinin dahi unuttuğu reçetelerine sahip çıkmaları gerektiğini gösteriyor.Çitlenbik ile üzüm veya incir ezilerek yapılan bir tatlı

-Çiftçinin pazardaki üretimlerini kullanarak turşular kurduk,salçalar yaptık.

-yapıla etkinliklerin duyurulması ile pazara gelen müşteri sayısını arttırmaya çalıştık.

MEVSİMİNDE tezgahta bulunan ürünler müşterinin de dikkatini çeker oldu.Domates neden yok diye biliyor?

-Yeryüzü Pazarı aynı zamanda bir tadım yeri.

Kültür ,insan varlığının sürdürülebilirliğini sağlıyor.Yemek kültürü değişimden değişime uğruyor.Değişimleri tespit edip geleneğimizi kaybetmemiz lazım.

-Ekonomide paranın amaç değil araç olması ve toplumsal iyiliği hedeflemesi gerekiyor.Bu sistem sadece kar hedeflediği için ortak iyilikten bahis etmek pek mümkün olmuyor.Earth Market tam anlamıyıyla bunu hedefliyor.Tabii ki çiftçi para kazanacakAncak doğru üretimi hedef alması gerekiyor.Zaten aile tarımı olması doğru üretimi de birlikte getiriyor.

Amacı nedir?

Biz Foça da yapılanan halimizle gıdanın “tüketici” tarafında olduğumuzu düşünüyor ve konuları tüketicinin baktığı noktayı, açıyı genişletmek arzusu ile sorguluyoruz. Satın alma biçimlerimiz pazarı belirler. Arzumuz “tüketici” olmaktan çıkmak, tüketimimizi sorgulayarak, harcadığımız para aracılığı ile doğru üretimi desteklemek. İnanıyoruz ki süpermarkette hepimizin şikayetçi olduğu mevsimsiz, lezzetsiz domates, biz satın aldığımız sürece var.

NE YİYORSAK OYUZ.

GEÇEN HAFTA FOÇA BALIK FESTİVALİ, SLOWFOOD YERYÜZÜ PAZARI, TARHANA ETKİNLİĞİNDEN KARELER

Eylül 25, 2017   Yazar: Cemile Bulut

Foça Yeryüzü Pazarı Tarhana Etkinliği 1

Foça Balık Festivali Yeryüzü Pazarı Tarhana Etkinliği 2

Foça Balık Festivali Yeryüzü Pazarı Tarhana Etkinliği 3

Foça Balık Festivali Yeryüzü Pazarı Tarhana Etkinliği 3

Foça Balık Festivali Yeryüzü Pazarı Tarhana Etkinliği 4

Foça Balık Festivali Yeryüzü Pazarı Tarhana Etkinliği 4

Foça Balık Festivali Yeryüzü Pazarı Tarhana Etkinliği 5

Foça Balık Festivali Yeryüzü Pazarı Tarhana Etkinliği 6

Foça Balık Festivali Yeryüzü Pazarı Tarhana Etkinliği 7

Enflasyonun Sorumlusu Gıda Fiyatları Değil, Yanlış Tarım Politikası

Ağustos 19, 2017   Yazar: Cemile Bulut

Tarım politikası açıklandı
Merkez Bankası, 2017 yılı 3.Enflasyon Raporu’nu açıkladı. Yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 8.5’tan yüzde 8.7’ye revize edildi. Yüzde 0.2’lik artışın gerekçesi ise, işlenmemiş tarım ürünleri ve gıda fiyatlarındaki artış olarak açıklandı.  Rapor genel olarak değerlendirildiğinde enflasyonun tek sorumlusu işlenmemiş tarım ürünleri ve gıda fiyatları olduğu tezi öne çıkıyor.
Kamuoyuna verilen mesaj şu; işlenmemiş tarım ürünleri ve gıda fiyatları düşürülemezse enflasyon yüksek olur.  O zaman fiyatları düşürecek önlemler alınmalı. Önlem denilince de akla ithalat geliyor. Bu nedenle ithalatta gümrük vergilerini düşüren kararnameler peş peşe çıkarılıyor.
İthalatla fiyatlar kısa vadede düşer. Fakat, orta ve uzun vadede üretim azalacağı için fiyatları daha da artar. Bu nedenle seçilen yol doğru değil.  Mayıs ayı sonunda Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya ile bu konuları uzun uzun konuşmuştuk. Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi(Gıda Komitesi)’nin sekreteryasını da üstlenen Merkez Bankası’nın ve komitenin çalışmaları hakkında karşılıklı bilgi alışverişinde bulunmuş ve umutlanmıştık. Devamını Oku

Neden tohumluk olarak bir GDO kullanılmamalıdır? – Hakan Ozan Erzincanlı

Ağustos 19, 2017   Yazar: Hakan Ozan Erzincanlı

Aşağıdaki yazı, “Kutadgu Bilig Tarım ve Yaşam Sistemi”ni anlatmaya çalıştığım kitabın taslağından bir kısımdır. “Teşbihte hata olmaz” düsturu ile tohumluk ıslahını vişneli pasta yapımına benzeterek anlatmaya çalıştım. Umarım faydalı olur (HOE).

Gen, bir bilgi dizisidir. Örnek olarak bir yemek tarifine benzetirsek DNA, bir web sitesinde veya dergide bulunan sabit bir yemek tarifidir diyebiliriz. RNA ise (mesajcı RNA) birinin bu tarifi elindeki not defterine kopyalaması ile oluşan bilgi notudur. Bu notu alıp mutfağa giderseniz bu tarifle yemek yaparsınız. Yemek, yani ürün ise PROTEİN’dir. Bu yemek yapma olayının canlı bilimdeki (biyoloji) adı “protein sentezi” dir. Yani DNA’daki bilginin, yaşamsal işlemleri yürütmek amacıyla kullanılması.

GDO, genetiği değiştirilmiş organizma demektir.

Şimdi yine yemek yapma örneğine dönelim. Diyelim ki vişneli pasta yapmak istiyorsunuz. Okuduğunuz dergide de çok güzel bir vişneli pasta tarifi var. Bu tarifte çikolata da var ama olsun. Sizin için önemli olan bir pasta yapmak ve bunun vişneli olması. Tarifi küçük bir not kâğıdına yazdınız. Mutfağa gittiniz. Vaktiniz var ve mutfak vişneli pasta yapmaya uygun. Gerekli tüm malzemeleriniz var. Tarife bakıp, aşçılık becerilerinizi de kullanarak bir vişneli pasta yapıyorsunuz. Şimdi genetik ıslah ve GDO arasındaki temel farkı bu örnek üzerinden anlatmaya çalışacağım.

Devamını Oku


Sayfa 1 of 1012345...10...Son »